Taze taze oyun yazısı geldi haaanııım.
Çok istiyordum bu oyuna gitmeyi ama bir türlü bilet bulamıyordum. 1 hafta kadar önce boş kalan son birkaç koltuğu görünce hemen atladım. Tiyatro günü hasta olsam da gitmeyi istedim. O sessiz salonda insanları rahatsız etmemek için burnunu çekememek, öksürememek açıkcası baya sıkıntılıydı böyle olacağını da biliyordum ama planı bozmak istemedim. Üstüne bir de tiyatroya yürürken yağmura yakalandım ki şuan eve geldim yanımda bitki çayım sesim kısık bu satırları yazıyorum.
Ben birkaç yıl önce Dostoyevski'nin Yeraltından Notlar'ını okumuştum. İnce bir kitap olmasına rağmen biraz ağır gelmişti ve bitirmekte zorlanmıştım. Lakin bence sahneye çok güzel aktarılmıştı. Hiç öyle sıkıcı yada beyninizi yakacak gibi değildi. Kafamı iyice verip her cümleye odaklandım. Oyunu izlerken de bolca düşündüm.
Kitap 2 bölümden oluşuyor. Yeraltı ve Notlar. Başkahramanımızın ismi bile yok. Kısaca x diyoruz. İlk kısımda tatlı bir monolog şeklinde yazarın iç dünyası anlatılıyor. Yaşadıklarını, çıkmaza düştüğü noktaları, çevresiyle yaşadığı sorunları vs.
İkinci kısımda ise yeryüzüne çıkmış, yaşam ve uyum mücadelesi veren bir adam.
Orhan Pamuk demiş ki;
Bugün insan anlayışımızda kendi kokumuz, pisliğimiz, yenilgilerimiz ve acılarımızı sahiplenip
sevebilmek ve aşağılanmanın zevklerinde bir mantık olduğunu kabul etmek varsa bu görüşün başlangıcı Yeraltından Notlar'dadır. Modern edebiyatta pek çok yeniliğin, Dostoyevski'nin Avrupa düşüncesine yatkınlığıyla ona duyduğu öfke, Avrupalı olmak ile Avrupa'ya karşı çıkmak arasında hissettiği kahredici gerginlikten çıktığını hatırlatmak gene de rahatlatıcı...
Bir yandan Rusya'da işlerin Batılılaşma ile yürütülebileceğini bilmesi öte yandan da Batılılaşmacı, materyalist ve mağrur Rus aydınlarına duyduğu öfke ya da Dostoyevski'nin bilgisi ile öfkesi arasındaki gerginlik Yeraltından Notların'ın değişikliği ve özgünlüğünü çıkardı ortaya...
Kısaca, spoiler de vermeden bu yazıyı bitirmek gerekirse ben gidin izleyin derim. Hatta mümkünse önce kitabı okuyun veya gittikten sonra okuyun siz bilirsiniz. Ama yok ben monolog tarzı sevmem eğlenmelik bir şey olsun derseniz biraz mizah içerse de modunuza uygun değil derim. Yine de tercih sizin. Sevgilerimle..