29 Ağustos 2019 Perşembe

insanlar ve küçük insanlar hakkında...

Bu yaz uzunca bir deniz tatilim oldu, bir ay boyunca hemen her gün sahildeydim. Bu da demek oluyor ki bolca insan tanıma ve gözlemleme fırsatım oldu... 
Otoparkta yer meselesine annemin üstüne arabasını süren kadını da, "eşyalarınız güneşte kalmıştı gölgeye çektim çayınızdan da bir bardak aldım helal edin" diyen hala temiz ve samimi kalmış amcayı da tanıdım. 
Kendine güvenen oldukça sosyal çocuklar da vardı bu insanların içinde. Kendinden emin bir şekilde yanıma gelerek tokasını çıkarmamı rica eden ardından benimle tanışıp teşekkür ederek giden Defne gibi...
Bir de benimle oynamak isteyen fakat bir taraftan da çekinen ve ismini sorduğumda "ben tanımadığım insanlarla konuşmuyorum" cevabını verecek kadar korkutulmuş (maalesef haklı olarak) ismini öğrenemediğim küçük dostum... 
Tuvalet için sırada beklerken "buralı mısın sen, nerede yaşıyorsun" diye lafa girerek sohbet etmek isteyen 12 yaşındaki kız çocuğu da vardı
Daha konuşamayacak kadar küçük olup paytak paytak yürüyerek yanıma gelen ve elindeki taşı bana hediye eden minik oğlan çocuğu da...
Çok şey düşündüm onlar hakkında, sorular vardı cevaplarını bulamadığım ama en üzücüsü şuydu; "ah be çocuklar nasıl koruyacağız sizi?"
Daha birkaç gün önce gözlerinin önünde babası tarafından annesi öldürülen kız çocuğunu ve o anneyi koruyamamışken... 

30 Temmuz 2019 Salı

Akyaka Orman Kampı Hakkında Her Şey!

Uzun zaman sonra buradayım. Tatil düşündüğümden çok daha yoğun ve hızlı geçince buraya uğramayı unutmuşum. Bugün size tatilim başında gittiğim Akyaka Orman kampından bahsetmeye geldim. Hadi başlayalım!
Bayram tatilinin ikinci günü biz de toparlanıp Akyaka'ya geldik daha önce kamp yapmış olsam da bu benim tam olarak ilk kamp deneyimimdi. Bu yüzden çok fazla kıyaslama şansım olmasa da artılarından ve eksilerinden bahsetmek istiyorum. Biz gittiğimizde elbette bayramda çok kalabalık olduğundan yer olmadığını söyleyerek bizi geri çevirdiler. Fakat aldığımız tavsiyelerin gazıyla buraya girmeye inat ettik ve birkaç görevli ile konuşma sonucunda akşam üzeri tekrar geri çağırıldık. Biraz Akyaka'da vakit geçirdikten sonra akşam üzeri tekrar kampa gittik. Bunun sebebi de çıkma saatini yakalayıp çıkanların yerine girebilmekti. Ve sonuç olarak girdik. Yani siz de böyle şansınızı zorlayabilirsiniz çünkü içerisi çok geniş bir alan illaki yer bulunuyor.
Içeri girdikten sonra alanı dolaşıp uygun bir yer buluyorsunuz ve yakınındaki elektrik panosunun numarasıyla kayıt oluyorsunuz. Çadır başı 40 TL ek olarak kişi başı 5 TL. Kayıt olduktan sonra çadırımızı alana kurduk. Önce denize daha yakın bir alan bulmuştuk ama sonra oranın kalabalıklığı rahatsız edince daha arkalarda güzel bir yer bulduk. Çok daha güzel oldu. Ön taraflar gerçekten insanların dip dibe olduğu yemek kokularının müziklerin karıştığı rahatsız edici bir yerdi. Bu yüzden arka taraflara bir göz atmanızı öneririm çünkü denize aman aman uzak olmuyor. Neyse güzel bir alana çadırımızı kurduk. Tuvalet bulaşıkhane çeşme gibi yerlere yakın olması gölge olması bakımından baya güzeldi. Sonrasında bir keşif yapalım diyerek denize doğru gittik. İlk gün girdiğimiz yer minicik gizli bir koy gibiydi görüntü olarak muhteşemdi suyun sakinliği de güzeldi ama buz gibiydi. Ikinci gün üçüncü gün dördüncü gün derken kampın diğer alanları ve kamp dışındaki yerleri de deneyimleyerek her gün farklı bir yerde denize girdik. Kampın içinde girilecek bir kaç yer var eğer özellikle çocuklu veya belli bir yaşın üstündeyseniz daha sol ve aşağıda kalan tesisin oradan girmenizi öneririm çünkü orası daha düz ayak. Diğer yerlere inip çıkmak biraz zor olabiliyor. Yine de tam olarak bir plaj yok kamp içinde. Suyun sıcaklığı da Akyaka sahiline doğru gittikçe biraz daha ısınsa da genel olarak oldukça soğuk.
Akyaka dışında Akbük, Selimiye, Aktur gibi yerlere gittik.
Selimiye'nin denizi en güzeliydi 💜
Boncuk koyuna gitmeye niyet etsek de sahili kaplayan işletme ve fahiş fiyatlar yüzünden vazgeçtik.
Kampa dönecek olursak imkan olarak pek fazla bir şey yok. Ortak mutfak yok kendi tüp veya ocağınızı götürmek zorundasınız. Duş soğuk ve yetersiz. Buzdolabı kiralayabiliyorsunuz fakat sayısı yetersiz (biz alamadık). Uzatma ile elektrik çekebiliyorsunuz,  tuvalet temizliği iyi değil sabun ve peçete yok. Köpeklerin sürekli havlaması çok rahatsız edici. Park yeri sorunu yok. Hava ise epey serindi geceleri donduk hazırlıklı gitmenizi öneririm.
Akyakada geceler de oldukça keyifli kamp dışından arabayla gidebileceğiniz gibi kamp içinden de çarşıya geçiş var. Kafeler, çeşitli restaurantlar, barlar mevcut. Fiyatlar normal denebilir. En büyük avantajı her ihtiyacınızı karşılayabileceğiniz market kasap gibi yerlerin yakın olması.
Kısaca benim kamp deneyimim böyleydi. Bir daha asla gitmem dediğim bir yer değil fakat daha iyileri olduğuna eminim ve farklı yerleri deneyeceğim. Her şeye rağmen kamp hayatını ve doğanın içinde uyanmayı sevdim. Herkese bol yeşilli günler dilerim.



16 Haziran 2019 Pazar

Mutsuz

Bugünlerde mutsuzum. Her gün beni mutsuz edecek bir şeyler bulabiliyorum. Ben mi buluyorum yoksa onlar mı beni buluyor onu bile bilmiyorum. Vücudum uyuşuk, beynimin içinde düşünceler ve her şey flu. Ayağa kalkmak için isteğim yok, yapmak istediğim bir sürü şey var fakat hiçbiri için motivasyonum yok. Bir de bunun üstüne en sevmediğim havalar bitmek bilmiyor. Güneş azıcık yüzünü gösterse şu yağmurlar dinse yüzüm gülecek sanki...
Veya gülmez belki. Çünkü hep bir şeyleri bekliyoruz hayatta. Ya gelecekteyiz ya da geçmişte. Ya geçmişin kinini tutuyoruz ya geleceğin hevesiyle an'ı kaçırıyoruz. Ve mutlu olmak için hep bir bahane arıyoruz. Şu da geçsin sonra her şey güzel olacak dediğim hiçbir zaman her şey güzel olmuyor. Keşke daha çok an'da kalmayı başarabilsem...
Sizde durumlar nasıl?

22 Nisan 2019 Pazartesi

Büyüdüm

Küçük bir kız çocuğu olarak kalmak isterdim.
Tek derdi annesini taklit edip babasından ilgi görmek olan,
Kaygıdan, korkudan uzak, ölüm nedir bilmeden,
Kaybetme korkusunu her daim içinde hissetmeyen bir kız çocuğu...
Kafasında binbir düşünceyle değil de yakında alınacak oyuncağın heyecanıyla uykuya dalan,
Sabahları bir önceki gecenin hüznünü gizlemek için maske takan değil de pembe tokalarını takan kız çocuğu olarak kalmak isterdim.
Üzüntüsünü saniyeler içinde oyuna dalıp unutabilen,
Her daim annesinin koynunda huzurlu hissedebilen,
Hiç bilmeden büyüdüğünde onu neler beklediğini yalnızca abla olmak için büyümek isteyen bir kız çocuğu olarak kalmak isterdim.
Annesinden göz yaşlarını değil de yediği çikolatanın ambalajını saklayan kız çocuğu olarak kalmak isterdim.
Daima güçlü gözükmesi gerektiği dayatılan, bu yüzden çoğunlukla içine ağlayan kadın değil de istediği her yerde umarsızca ağlayabilen kız çocuğu olarak kalmak isterdim.
Ama kalamadım ve büyüdüm. Dedemi, canımı, çocukluğumu kaybettim daha da büyüdüm. Büyüyorum...

20 Nisan 2019 Cumartesi

Yaş 18 Yaş 19 Hayat ve Nisan Hakkında...

Bu benim geçen sene bugün yazdığım 18 yaş yazım
Bu günden tam 18 yıl önce ben doğdum. İyi ki doğdum, ne güzel bir kadın oldum!
Bu yazı bloga yazdığım 3. doğum günü yazısı. Daha ne kadar birlikte oluruz bilmiyorum ama şimdiye kadar yazdıklarımı okuyan, beni hisseden herkese teşekkür ederim.
Her yeni yaş yeni hayaller, yeni insanlar, yeni bir ben demek aslında. 17 yaş bana çok şey kattı ama 18'den de beklentim büyük. Çok fazla hayallerim, planlarım var şimdiden sonrası için, hayatımın ikinci yarısına başlıyorum diyebilirim bu yüzden bu yıl dileğim elbette önce istediğim üniversiteyi kazanmak daha sonra da yapılacaklar listeme maksimum sayıda tik atmak!
Bu sene özellikle sevginin ne demek olduğunu daha iyi anladım. Sevmenin ve sevilmenin ne kadar güzel bir şey olduğunu... Bu yüzdendir ki insanlara sevgimi daha çok belli etmeye, sık sık dile getirmeye, hem daha fazla hem de daha sağlıklı iletişim kurmaya çalışıyorum. Ayrıca kendimi daha iyi tanıdığım daha iyi kontrol edebildiğim bir yaş oldu.
On yedi yaş kendini bana ikinci yarıda sevdirdi on sekiz yaş umarım tamamında sevdirir.
Çok güzel insanlar girdi hayatıma. Hepinize sonsuz minnetarım. 💙

Bugün ise 19. yaş günüm. Fakat o çok sevdiğim nisan bu sefer yüzümü güldürmedi. Oldukça zor günler geçirdik, geçiriyoruz. Ankaradayım ve dedemi kaybettik. Buraya bambaşka planlarla  gelecektim fakat hayat hiç ummadığı şeyler sunuyor insana. O yüzden demiş John Lennon "hayat sen başka planlar yaparken başına gelenlerdir" diye.
Yani on sekiz yaş tamamında sevdirecekken son dakika benden dedemi alıp götürdü. Şuan bununla sınanıyoruz. Herkeste olduğu gibi dedemin de ömrünün sonuna geldik. Diliyorum ki ruhu huzurlu hissetsin. Yattığı yerde mutlu olsun. Onu seviyor ve özlüyoruz...
Diyeceğim o ki planladığımız gibi gitmeyebiliyor hayat o yüzden an'ı yaşamak gerek yaşayabildiğimiz kadar.

19 yaş yazım sizlerle...
Bu yaşımda çokça düşüp kalktım, benden de bu beklenirdi zaten. Her kalktığımda zaferimi kutladım, kendimi sevdim, tebrik ettim.
Ailemden ayrı yaşamaya başladım, kendi ayaklarım üstünde durmayı öğrendim. Özlem çektim, gün saydım. Dik durdum, bazen eğildiğim de oldu. Yeni bir şehirde yaşamaya başladım bolca keşif yaptım. Kayboldum, yolumu buldum, kendimi buldum. Bazen kendimi kaybettiğim oldu bocaladım, yine bir yolunu buldum.
Dilediğim gibi bir üniversitede istediğim bölümü kazandım, ehliyet aldım. Güneşin doğuşunu ilk kez izledim. Mutluluktan sarhoş olmanın gerçek olduğunu hissettiğim bir sürü an oldu, evrene ve yanımdakilere teşekkür ettim.
Sorguladım, öğrendim, istedim, oldurdum, olduramadım. Sevindim, üzüldüm, lanet olsun dedim, canım sağolsun dedim.
Tutundum tutunduğum dal kırıldı yeniden tutundum
Güvendim karlar yağdı yeniden güvendim.
Yeni bir yaş yeni mutluluklar yeni göz yaşları yeni anılar yeni acılar...
Artık 19 deme vakti hoşgeldin!




8 Nisan 2019 Pazartesi

Nisan

Doğduğum ay olduğu için midir ya da sıcak havaları sevdiğimden mi bilmem nisanı çok severim. Eğer bir şeyler kötü gidiyorsa, nisan, güzel günlerin habercisidir benim için. Kendimi daha hafif, daha pozitif hissederim. İçim kıpır kıpır olur. Piknikler, kamplar -artık Antalya'da yaşadığım için- deniz kum güneş...
Yine nisan geldi, bahar geldi ve ben bir sevgi kelebeğine dönüştüm. Vize haftam olmasına rağmen oldukça enerjiğim. Nisan ayının planı şimdiden hazır ve ben hepsi için çok heyecanlıyım.
Teşekkür ederim evrene ve hayatımdaki herkese ♥️
Nisan kesinlikle benim ayım ✌️
Umarım sizler de keyiflisinizdir. Değilseniz de hadi kalkın ayol bahar geldi! :)

26 Şubat 2019 Salı

Bir küçük anksiyete meselesi

Saat sekiz. Yine atak geliyor. Müzik dinlemek, kitap okumak hangisi iyi gelir? Yok odaklanamıyorum. Duşa mı girsem? Ama bacaklarım titriyor. Ya bayılır düşer ve kafamı çarparsam. Hayır bunları aklımdan atmalıyım. Midem de bulanıyor, karnımda da bir ağrı. Şşş her şey yolunda derin nefes al. Yok nefes alamıyorum. Ya kontrolü kaybedersem? En yakın hastane nerede?
Dışarı çık. Çıktım ama titriyorum. Herkes bana mı bakıyor? Hayır, müziğe odaklan. Birisini mi arasam? Kime ne açıklama yapıcam? Anlamayacaklar...
Derin nefes almaya devam et. Geçiyor evet geçiyor...
Kısa mı sürdü ne?
Bunu da atlattık tamam.
Kalp krizi  geçirmedim, nefessiz de kalmadım. Ölmedim yani. Yine ölmedim. Anksiyete boktan ama ben çok güçlüyüm. Ben çok güçlüyüm. Ben çok güçlüyüm.
Tanıdık geldi mi?
Sen çok güçlüsün ve asla yalnız değilsin.

4 Şubat 2019 Pazartesi

Abant

Uzun zamandır buralarda yoktum biliyorum. Yine kendimi iyi hissetmediğim bir dönemdeydim. Şuan harika hissettiğimi söyleyemem ama daha iyiyim evet. Bana iyi gelen şeyleri kovalıyorum yalnızca.
Şimdi gelelim bugünün yazısına. Birkaç yıldır görmek istediğim Abant geçtiğimiz pazara kısmetmiş. Ailecek arabaya atlayıp Ankara'dan yaklaşık üç saat süren Abanta gittik. Doğada olmak çok iyi geldi. Bi' de uzun zamandır görmediğim kadar kar görmek. Güzel fotoğraflar çektim ama onları sona sakladım. Şimdi biraz Abanttan bahsedelim.
Giriş ücreti otomobil için 15 TL. Gittiğimiz dönemle alakalı olabilir belki ama aşırı bir kalabalık yoktu ve park sorunu yaşamadık. içeride oldukça özgürsünüz yalnızca yer ateşi yakmak yasak. Biz de mangalımızı alıp gittik ve hoşumuza giden bir yere kurulduk.
Tabii akşam yemeğinden önce göl etrafında kısa bir yürüyüş yaptık. Hava şansımıza çok guzeldi fakat güneş gittiğinde epey soğudu ve akşam yemeğinde üşüdük bunu dikkate almanızı öneririm. Onun dışında göl etrafinda gezi için faytonlar vardı ve bu hem üzücü hem de sinir bozucu bir durumdu. Ne zaman komple yasaklanacak şu faytonlar bilmiyorum ama acilen olmalı. Yürürken sürekli sağınızdan solunuzdan geçip sizi rahatsız etmeleri, her yere yayılmış at pisliği kokusunu bir kenara bırakalım bir de zavalli hayvanların o halini gormek hiç hoş değildi.
Biraz olumlu şeylerden bahsetmek gerekirse gözüme çarpan şey sık aralıklarla konulmuş çöp kovalarıydı. Bu benim için çok önemlidir ve etrafı temiz görmek beni mutlu etti. Onun dışında içeride minik bir pazar kurulu ve bir de tanıtım kulubesi mevcut buralara da göz atmanızı tavsiye ederim. Mangalla uğraşamayız ama bir akşam/öğle yemeği güzel olurdu derseniz yine restaurant ve ekmek arası satan yerler mevcut.
Tüm bunlarin dışında bir de kayak pisti varmış biz gitmedik ki bence gerek yoktu kendi kendinize poşetle kayıp eğleneceğiniz alanlar mevcut 😝
Ayrıca konaklamak için oteller ve kamp alanı da mevcut (kışın faal mi bilmiyorum)
Şimdilik benden bu kadar umarım faydalı bir yazı olmuştur. Benim icin de güzel bir anı oldu. Şimdi fotoğraflar...





1 Ocak 2019 Salı

Canım 2018

Acısıyla tatlısıyla geldi geçti 2018. Sınava hazırlık gibi stresli bir dönemi içeren sene olmasına rağmen yine de çok güzeldi. Sevdiklerim yanımda ve sağlıklıydı. Bolca şükür sebebim vardı. 18 yaşıma girip reşit olduğum yıldı. Üniversite kazandığım, ehliyet aldığım, daha önce görmediğim yerlere seyahat ettiğim, en yakın arkadaşımla birlikte tatil yaptığım yıldı. Yıllardır istediğim bir hobiyi edinip tenis kursuna gittim. Yalnız yaşamayı, çözüm üretmeyi, daha az üzülmeyi öğrendim. Affetmeyi biliyordum affetmemeyi öğrendim. Boşvermeyi öğrendim. Daha çok an'ı yaşamayı akışına bırakmayı öğrendim. Kısaca çok şey öğrettin 2018. Üniversiteye gelmemle birlikte yepyeni insanlar kattın hayatıma. İyisi oldu kötüsü oldu ama bol anı bıraktı hafızamda. İyileri şuan benimle birlikte ve biz anı biriktirmeye devam edeceğiz.
Her şey için teşekkürler. 2019 sen de güzel gel e mi? İyi seneler :)