15 Aralık 2020 Salı

Deniz'ime

Çok geç kaldım bu yazıyı yazmak için. Yani yeni aklıma geldi sana burada bir hatıra bırakmak. Şimdi yıllar sonra okuman için elimden geldiği kadarıyla sana bir şeyler yazmak istedim.

18.07.2020 sen dünyaya geldin birtanem. Erken gelmeye karar verdin ve annen henüz doğum iznine bile ayrılmamışken aramıza katıldın. Pek iyi bir zamanda doğduğunu söyleyemeyeceğim. Annenin hamileliğin başlarında dünya farklı bir yerken doğduğunda tüm dünya bir virüsle mücadele ediyordu. Sen doğana kadar biter sandık ama bitmedi. Bu yüzden bebeklik fotoğraflarında hep maskeli insanlar göreceksin. Biz bile seni hala maskeyle seviyoruz, kokunu doya doya içimize çekemiyoruz, ve belki sen bizi bu yüzden pek tanıyamıyorsun, bağlanmakta zorlanıyorsun.

Biraz huzursuz bir bebeksin, özellikle büyüme atakların epey sıkıntılı geçiyor. Anneni ve babanı çok yoruyorsun. Ama şimdilerde kahkaha atmaya başladın ve sen kahkaha attığında dünya duruyor. Ağzını kocaman açıp şapşal şapşal gülüyorsun :) 

Ben şu an Antalya'da üniversite okuyorum. Bu yüzden ayda bir kere yanına gelebiliyorum. Belki hiçbir zaman aynı şehirde yaşamayacağız ama en büyük isteğim seninle çok güzel bir ilişkimizin olması, her zaman annen babandan  belki ileride doğacak kardeşinden sonra -bazen belki önce- yaşadıklarını benimle paylaşman. Gecenin kaçı olursa olsun beni arayabileceğini bir şey olduğunda uzakta da olsam varlığımı ve  desteğimi hissetmeni ve aynı zamanda mutlu anlarını da birlikte paylaşmayı istiyorum tabiiki. 

Büyüdüğünde nasıl bir kişilik olacaksın merak ediyorum. Ama her şeyden önce en ufak şeyi incitemeyecek kadar merhametli fakat en ufak şeyle de incinmeyecek kadar güçlü olmanı isterim. 

İlk adımların, hangi yiyecekleri seveceğin, ilk sözcüklerin, okuma yazmayı öğrenmen, aşık olman kısacası senden dinleyeceğim hikayeler, sana anlatacaklarım ve tüm yaşayacaklarımız için heyecanlıyım. Büyümene şahit olmak çok büyüleyici. Yeniden iyi ki geldin hayatımıza. 

26 Ocak 2020 Pazar

2020

Bir yılı daha geride bıraktık ve ben yeni yıla ilk kez bu kadar buruk girdim. 2019, hayatın gerçeklerini tokat gibi vurdu yüzüme. Kaç kez ağladım bilmiyorum. Kaç kez kalkamayacağımı sandım... İlk kez bu kadar büyüdüğümü bir şeyleri yitirirken farkına vardım. Değiştim, çok değiştim bir şeyler anlamını yitirirken bir şeyler anlam kazandı...
Nisan ayında dedemizi, canımızı kaybettik. 9 ay bitti ve ben hala alışamadım yokluğuna, hala fotoğraflarına uzun uzun bakamıyorum, onu çok özlüyorum...
Hayat oldukça garip, ailemizden biri eksilmişken (yalnızca fiziksel varlığıyla) birisi katılıyor ve ben hala oluyorum ve bunun için fazlasıyla heyecanlıyım...
İlk seneyi bir alışma senesi, basamak olarak düşünürsek üniversitedeki ikinci senem elbette çok daha ciddi. Zamanın hızlı geçiyor olduğunu ve kendimi dolu kılmak için elimden geleni yapmam gerektiğini sık sık hatırlatıyor bana. Bunun için de başta dil öğrenmeyi ciddiye almak gibi adımlar attım bile.
Aileden ayrı üniversite okumak zor olduğu kadar çok da güzel ve insana çok şey katan bir deneyim bunu yaşadığım için, bana öğrettiği şeyler için mutluyum. Öğreneceğim şeyler için ise heyecanlı. Buradaki arkadaşlarım artık neredeyse ailem olmuş durumda yani çoğu zaman ikiye bölünmek durumunda kalıyorum diyebilirim :)
Öte yandan yurttan ayrılıp eve çıkmamla beraber sorumluluklarım, mental ve fiziksel yorgunluğum biraz arttı fakat halimden şikayetçi değilim :)
Kendimi takdir ettiğim birkaç şeyden bahsetmem gerekirse bunlar da hayatıma kattığım yeni hobiler olabilir. Bu sene bir süredir istediğim ukuleleyi alarak kendi kendime öğrenmeye başladım. İyi ki yapmışım diyorum. İkinci olarak da biraz ön yargılı olduğum yogaya başladım ki bu da iyi ki dediğim şeylerden oldu.
Psikolojik olarak hala çok yoruyorum kendimi, hala savaş veriyorum. Muhtemelen bu savaş insanın ömrü boyunca sürüyor fakat yeni yılda en azından daha az yıpranmayı diliyorum.