26 Ocak 2020 Pazar

2020

Bir yılı daha geride bıraktık ve ben yeni yıla ilk kez bu kadar buruk girdim. 2019, hayatın gerçeklerini tokat gibi vurdu yüzüme. Kaç kez ağladım bilmiyorum. Kaç kez kalkamayacağımı sandım... İlk kez bu kadar büyüdüğümü bir şeyleri yitirirken farkına vardım. Değiştim, çok değiştim bir şeyler anlamını yitirirken bir şeyler anlam kazandı...
Nisan ayında dedemizi, canımızı kaybettik. 9 ay bitti ve ben hala alışamadım yokluğuna, hala fotoğraflarına uzun uzun bakamıyorum, onu çok özlüyorum...
Hayat oldukça garip, ailemizden biri eksilmişken (yalnızca fiziksel varlığıyla) birisi katılıyor ve ben hala oluyorum ve bunun için fazlasıyla heyecanlıyım...
İlk seneyi bir alışma senesi, basamak olarak düşünürsek üniversitedeki ikinci senem elbette çok daha ciddi. Zamanın hızlı geçiyor olduğunu ve kendimi dolu kılmak için elimden geleni yapmam gerektiğini sık sık hatırlatıyor bana. Bunun için de başta dil öğrenmeyi ciddiye almak gibi adımlar attım bile.
Aileden ayrı üniversite okumak zor olduğu kadar çok da güzel ve insana çok şey katan bir deneyim bunu yaşadığım için, bana öğrettiği şeyler için mutluyum. Öğreneceğim şeyler için ise heyecanlı. Buradaki arkadaşlarım artık neredeyse ailem olmuş durumda yani çoğu zaman ikiye bölünmek durumunda kalıyorum diyebilirim :)
Öte yandan yurttan ayrılıp eve çıkmamla beraber sorumluluklarım, mental ve fiziksel yorgunluğum biraz arttı fakat halimden şikayetçi değilim :)
Kendimi takdir ettiğim birkaç şeyden bahsetmem gerekirse bunlar da hayatıma kattığım yeni hobiler olabilir. Bu sene bir süredir istediğim ukuleleyi alarak kendi kendime öğrenmeye başladım. İyi ki yapmışım diyorum. İkinci olarak da biraz ön yargılı olduğum yogaya başladım ki bu da iyi ki dediğim şeylerden oldu.
Psikolojik olarak hala çok yoruyorum kendimi, hala savaş veriyorum. Muhtemelen bu savaş insanın ömrü boyunca sürüyor fakat yeni yılda en azından daha az yıpranmayı diliyorum.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder