7 Ağustos 2016 Pazar

Part 2

                                                                   İşte kamp alanımız!




Ve gündüzleri hep birlikte zaman geçirdiğimiz büyük çadır

İlk gece biraz arkadaşlarımızla sohbet edip ardından organizatörlerle kurallar hakkında biraz konuştuktan sonra uyuduk. Ben ki evimden başka bir yerde kolay kolay uyuyamam, orada çadırımızın altından fareler geçerken ve biz bunu hissederken kafayı koyduğum gibi uyudum. Ne kadar iyi hazırlamışsam kendimi! Tek sorunumuz havanın özellikle geceleri ciddi soğuk olmasıydı. İlk 2 gece soğuktan titreyerek ara ara uyanıp tekrar uyudum. Sabah kalktığımda da yine soğuktan olsa gerek başım ağrıyordu ama sonradan daha da kat kat giyinerek sorunu biraz olsun hallettim. Bir ara deli gibi dolu yağdı işte fotoğrafı!
2. gün sabahında kahvaltının ardından kaleyi görmeye ve etrafı turlamaya çıktık. Bildiğimiz küçük bir köy işte ama yeşilliği beni büyüledi doğrusu.  İşte köy meydanı! 
Ve doğa yürüyüşüne çıktığımız gün yeşilden başka renk gözükmüyorken! 
Kısacası gerçekten huzur verici bir yerdi. 
3. gün artık düzene geçtik. Biz gelmeden önce yaptıkları tabloda bizi 5 kişilik gruplara ayırmışlardı. Her gün kalede çalışmak, günlük işler (temizlik, bulaşık vs) veya yemek işlerinden birini yapacaktık. Ben ilk kalede çalışan gruptaydım. İşte bu da kalemizin bir yüzü (Chateau de Montaigu Le Blin) 11. yy'dan kalma

Bu duvara iskele kurup otları temizledik ve ardından alçı yaptık. 
Sonraki günler rutin şeklinde geçti. Birbirimizden başka zaman geçirebileceğimiz hiç bir şey olmadığı için kısa sürede kaynaştık. Oyun oynuyor, sohbet ediyor, yürüyüşlere çıkıyorduk. Zaten kampa katılanların hemen hemen hepsi pozitif, sıcak ve aktif tiplerdi. 
Yemek yaptığımız günlerin birinde patlıcan kebap birinde tarhana çorbası yaptım, bence çok iyi olmasa da hepsi bayıla bayıla yediler :D Ve kamp sonunda bizim mutfağımızın gerçekten ne kadar zengin ve güzel olduğunu anladım. 2 hafta boyunca sadece kuru ve soğuk şeylerle beslenmekten vücudum isyan ediyordu. Türk arkadaşla birlikte Türkiye'ye döndüğümüzde yiyeceklerimizin hayalini kurup durduk. 
Dolu dolu geçirdiğim 2 haftayı buraya detaylıca yazmak elbette zor. Ve nasıl toparlayabileceğimi de pek bilmiyorum doğrusu. Sadece bilgisayarın başına oturuyorum ve aklıma gelenleri aktarıyorum. Bu yüzden biraz plansız ve düzensiz olabilir. Elimden geldiği kadar bir sırada yazmaya çalışıyorum. Umarım severek okursunuz. Çünkü ben çok severek yazıyorum ve yazarken tekrar tekrar hatırlayıp mutlu oluyorum. Part 3 de görüşmek üzere! 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder