12 Ağustos 2016 Cuma

Part 3

Tekrardan merhaba,
Benim bu kampla ilgili blog yazısı yazma amaçlarımdan birisi gitmek isteyen birilerine faydalı olmaktı.  Fakat baktım ki daha önceki yazılarımda pek fazla bilgi vermemişim bu yüzden öncelikle biraz bilgi paylaşımı yapacağım ardından part 3'ü yazıp bitirmeyi düşünüyorum. Elbet çok fazla şey yaşadım daha yazacak epey bir şeyler var ama burası herkese açık bir portal olduğu için aileme, arkadaşlarıma anlattığım gibi buraya yazamam. Bu yüzden toparlayabildiğim kadarıyla ve paylaşmak istediğim fotoğraflarla bu son bölümü yazıp bitireceğim. Şimdi iyi okumalar :)
Öncelikle benim okulum bir devlet lisesi ama diğer liselerin aksine benim bölümümde ilk yabancı dil İngilizce yerine Fransızca bunu ben seçtim. Şimdi diyorum ki iyi ki Fransızcayı seçmişim. Kamptan önce de Fransızcanın bana kattığı çok şey olmuştu başta yeni insanlar. Ama kamptan sonra tekrar tekrar iyi ki diyorum. Eğer Fransızca öğrenmesem büyük ihtimal böyle bir kampa gitmezdim. Öncelikle ben bu kampı Gençlik Servisleri Merkezi sayesinde buldum. Gönüllü bir kuruluş. Gidip görüştük ardından kayıdımızı yaptık ve kamp tercih listesi oluşturduk. Her türlü bir kampa yerleştiriyorlar sizi ama istediğiniz yer olmayabiliyor. Benim oldu. Çok fazla ülke seçeneği var ben Fransızca öğrendiğim için Fransayı istedim.Türkiye'de de var ama 18 yaş sınırı var. Genel olarak kampların yaş sınırı sanırım 14-25 idi. Bizim kampımız 14-17. Kayıt ve kamp ücreti toplam 400 euro ödedik ama değişiklik gösterebiliyor. Uçak bileti ve her türlü harcamanız sizden. Çadırda kalıyorsunuz ve her türlü işinizi kamp arkadaşlarınızla görüyorsunuz. Yolculuk boyunca yalnızsınız en son bir buluşma alanından sizi almaya geliyorlar. Ayrıyetten bu bir çalışma kampı her kampın farklı iş alanları var. Günlük 3-4 saat çalışıyorsunuz ama yorucu şeyler değil. Bizimki restorasyon kampıydı. Kamplar 2-3 hafta sürüyor. Size kamp boyu eşlik eden bir kaç organizatör oluyor. Şimdilik aklıma gelenler bunlar. Eğer sorunuz olursa seve seve cevaplayabilirim:)
Kampın ikinci günü önümüze bir sürü broşür attılar ve sıkılmamamız için etkinlik seçmemizi istediler. Bizimkiler havuz, kano gibi şeyler istediler. Onlar da bizi yakındaki bir göle götürdüler. Orada adını hatırlayamadığım bir su etkinliği yaptılar. (Hava çok soğuk olduğu için ben yapmadım.) Bir tahtanın üstünde suyun üstünde giderken bir ip sizi çekiyor ve dengede kalmaya çalışıyorsunuz falan işte! Gölün fotoğrafı
Ve bir gün Vichy'e gittik. Maalesef kültürel bir geziye vaktimiz yoktu. Biraz sokaklarını gezdik ve alışveriş yaptık. Bu da Vichy'nin meydanından bir fotoğraf!
Bir gece de havai fişek gösterisini izlemeye yakındaki bir kasabaya gittik 14 Temmuz Bastille gününü kutlamak için.
Bir tane kulüp tarzı bir yere girdik serbest bir şekilde, içeride müzik yapan bir grup vardı, hiçbir şey yiyip içmeden sadece dans ettik eğlendik ve çıktık. Oysa Türkiye'de olsa böyle bir günden faydalanmak için basarlardı yine yüksek fiyatları düşük gelirli insanları düşünmeden, sanki onların eğlenme hakkı yokmuş gibi! Oradayken kaç kez bu lafı kullandım bilmiyorum ama insanlar yaşıyor gerçekten. Kaldığımız küçücük köyde bile 2 haftada 2 kez etkinlik oldu. Bir tanesi festival şeklinde kendi yaptıkları şeyleri sattı yerli halk. İşte fotoğrafı!
 Diğeri de klasik müzik konseriydi ama katılmadık. İşte bizim etkinliklerimiz bu kadardı. Onun dışında kampta, müzik, sohbet, oyun vs. Ve son gece çalıştığımız kalenin bir odasında uyuduk.Yıllar önce başka insanların yaşadığı bir yerde uyumak gerçekten ilginç bir deneyimdi. Çadırımız olmadan yere matları atıp uyuduk. Bu da güzel bir anı olarak kaldı. İşte son fotoğraflar. Sırasıyla, uyuduğumuz kale odası, kamp alanının bir arka sokağı ve oradaki bir evin güzel çiçekleri son olarak da kamp yakınındaki kilisenin içerisi. Buraya kadar okuyup bana eşlik ettiğiniz için teşekkürler. İsteyen herkesin böyle güzel deneyimler yaşamasını umuyorum. Mutlu günler :)



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder